Nasrullah Camii

Nasrullah Camii

Nasrullah Camii, Kastamonu’da Kadı Nasrullah tarafından 1506 yılında inşa edilmiş dini yapıdır.Osmanlı İmparatorluğu’nun Kastamonu’da inşa ettiği ilk anıtsal eserlerden biri olan Nasrullah Camii, Kastamonu’nun en önemli sembollerinden biridir. Kent merkezinde yer alan cami; meydanı, şadırvanı, köprüsü ve sonradan eklenen medresesi ile bir külliyedir.

II. Bayezid döneminde 1506 yılında Nasrullah Kadı tarafından köprü ve şadırvan içindeki su havuzları ile birlikte yaptırılan cami, Kastamonu’nun Osmanlı döneminden kalma en büyük camisidir. 1746 yılında genişletilmesine kadar 6 kubbeli bir yapıya sahip olan cami, bu çalışmayla 9 kubbeli bir hale gelmiştir. Cami içindeki hatlar ve süslemeler ise yine Kastamonulu ünlü hattat Ahmet Şevki Efendi tarafından vücuda getirilmiştir. Milli Mücadele yıllarında Anadolu’yu dolaşarak Türk Kurtuluş Savaşı’na destek toplayan milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy, Nasrullah Camii’nde de vaazlar vermiş ve aynı zamanda milli marşımız olan İstiklal Marşı’nı TBMM’deki kabulünden önce ilk defa burada okumuştur.

İl merkezindeki Hepkebirler mahallesinde aynı adla anılan meydanın ortasında bulunmaktadır. Caminin harim kapısı üzerinde yer alan sülüs yazılı üç satırlık Arapça kitabeden anlaşıldığına göre, 912 (1506) yılında Kastamonu ve İstanbul’da müderrislik yapmış, Diyarbekir, Manisa ve Belgrad kadılıklarında bulunmuş Kadı Nasrullah (b. Ya‘kūb) tarafından yaptırılmıştır. Kapının sağındaki ta‘lik hatla yazılmış on üç beyitlik ikinci kitabeye göre yapıyı, Viyana elçiliğinin ardından reisülküttaplığa getirilen Hacı Mustafa Efendi ikinci görev döneminin sonlarında 1159’da (1746) genişletmiş, bu sırada bir medrese ve kütüphane yaptırılmıştır. Kapının solunda yer alan ve on üç beyitten oluşan bir başka kitabede ise yıkılmaya yüz tutmuşken 1292 (1875) yılında hayır severlerden toplanan para ile Kastamonu Valisi Naşid Paşa tarafından tamir ettirildiği belirtilmektedir.

Nasrullah Kadı Camii

Kesme ve moloz taştan çok kubbeli ulucamilerin plan tipinde inşa edilen Nasrullah Camii’nin ilk dönemine ait kısmının altı kubbe ile örtülü olduğu anlaşılmaktadır. 1159’da (1746) kıble yönüne üç kubbe ilave edilerek hacim genişletilmiş, batıda ise tonoz örtülü bir mahfille kuzeyde son cemaat yeri eklenmiştir. Günümüzde harim, kenarları 23 m. uzunluğunda kare planlı olup üzeri pandantiflerle geçişi sağlanan dokuz kubbeyle kapatılmıştır. Mihrabı sade bir niş halinde ve ahşap kaplamalıdır. Minberin de bir sanat özelliği yoktur. Sol tarafta müezzin mahfili, kuzey ve batı kenarlarında ahşap kadınlar mahfili yer alır. Kırk pencere ile aydınlanan camide XIX. yüzyılda yapılmış bitkisel motiflerin hakim olduğu kalem işi süslemeler bulunmaktadır. Caminin içindeki yazılar Kastamonulu hattat Ahmed Şevki Efendi’ye aittir. Yapının son cemaat yeri 30 × 7,25 m. boyutlarında dikdörtgen bir mekandır. İki yanda birer, ön cephede sekiz adet serbest payenin taşıdığı sivri kemerli açıklıklı son cemaat yeri yedi birimli olup ortada yükseltilmiş kasnaklı bir kubbe ile iki yanda üçer tekne tonozla örtülmüştür. Mabedin kuzeybatı köşesinde camiye bitişik olmayan tek şerefeli ve kurşun kaplı külaha sahip minare tamamen kesme taştan yapılmıştır.


İlk şadırvanı günümüze ulaşmayan yapının kuzeyinde ve ana eksen üzerinde yer alan abidevi şadırvan kesme ve moloz taş ile tuğla kullanılarak batı yönündeki iç duvarda yer alan kitabesine göre 1166 (1753) yılında Hacı Bedii Ahmed Ağa tarafından yaptırılmıştır. Zamanımıza kadar gelmeyen, vaktiyle kuzey duvarında var olduğu kayıtlara geçmiş olan diğer bir kitabeden şadırvanı 1279’da (1862-63) İzbelizade Mustafa Bey’in tamir ettirdiği anlaşılmaktadır. On sekiz adet kalın payenin taşıdığı şadırvan uzun kenarlarında altı, kısa kenarlarında üçer kemerli açıklığa sahip dikdörtgen planlı olup sekizgen kasnaklı iki kubbe ile örtülüdür. İki adet fıskıyeli havuzu bulunan şadırvanın üstteki uzun kenarlarında iki, kısa kenarlarında birer sivri kemerli pencere açılmıştır. Saçakta ve kubbelerin eteğinde çift sıra testere dişi süsleme vardır.

Caminin doğusunda eskiden yer alan ve Numaniye Medresesi olarak tanınan yapı, 1100 (1689) yılı civarında Cecelizade İbrahim Nureddin Efendi tarafından inşa ettirilmişse de 1250’de (1834) burada müderris olan Hoca Numan Efendi’nin ismiyle anılmıştır. Çoğu Kastamonulu Seyyid Hilmi Efendi Vakfı’na kayıtlı 1245 adet kitaptan oluşan kütüphanesi Kastamonu İl Halk Kütüphanesi’ne nakledilmiştir. Aslında dörtgen planlı ve iki katlı olduğu, daha sonra “L” şeklinde düzenlendiği vakıf kayıtlarından anlaşılan medrese günümüze ulaşmamıştır.

Caminin ihyası sırasında inşa edilen ve yapının güneybatı köşesinden başlayarak mihrap duvarı boyunca “U” şeklinde uzanan Münire Medresesi (Bayraklı Medrese) önü revaklı yirmi bir odadan oluşur. Odaların üstü tonoz örtülü olan yapının kuzeyinde yer alan kapısı üzerinde altı beyitlik bir kitabe vardır. Son yıllarda tamir gören yapı vakıf öğrenci yurdu olarak kullanılmaktadır. Caminin yakınında 1255’ten (1839) sonra iki katlı ve dokuz odalı olarak inşa edildiği bilinen Tevfikiye Medresesi 1952 yılından önce yıktırılmıştır.

Caminin güneydoğusunda inşa edilen, Reisülküttab Hacı Mustafa Efendi’nin Münire Medresesi ile birlikte yaptırdığı beşgen planlı, kubbeli kargir kütüphane binası iyi durumdadır. Burada bulunan kütüphanenin 660 adet kitabı da Kastamonu İl Halk Kütüphanesi’ne nakledilmiştir. Kadı Nasrullah’ın Kastamonu’ya yaptırmış olduğu üç kemerli köprü bugün sağlam durumda olmasına rağmen kemerlerinden biri zaman içinde yıkılmış, yerine merdivenli bir güzergah yapılmıştır. Nasrullah Camii, Kurtuluş Savaşı öncesinde Mehmed Akif Ersoy’un burada yaptığı vaazlarla kültür ve edebiyat tarihine geçmiş önemli bir yapıdır.

Nasrullah Camii Mimarisi


Ulu Cami tipinde, altı kagir ayakla taşınan dokuz kubbeli bir yapıdır. Harim, batı yönünde ikisi aynalı tonozlu, biri kubbeli üç bölüm ile genişletilmiştir. Kuzeydeki giriş kapısı önünde yedi bölmeli son cemaat yeri bulunmaktadır. Son cemaat yerinin giriş kapısı-mihrap aksına gelen bölüm kubbe, diğer bölümler ise aynalı tonoz ile örtülüdür. Özgün minare yeri yapının kuzeybatı köşesinde görülmekte, ancak bugünkü minaresi camiden birkaç metre uzakta yer almaktadır. Yapı tuğla taş almaşık duvarlı, kurşun üst örtülüdür.

İlk yapılışı altı kubbeli olan yapı 1746 yılında Kastamonulu Reisülküttab Hacı Mustafa Efendi tarafından onarılmış ve mihrap yönündeki üç kubbe, batı tarafındaki aynalı tonozlu bölümler ve son cemaat yeri bu evrede ilave edilmiştir. Yapının bir sonraki onarımı 1875 yılında Kastamonu Valisi Naşid Paşa tarafından toplanan yardımlarla gerçekleşmiştir.

Bu tarihten önceki minaresi hakkında yeri dışında bilgi sahibi olmadığımız camiye, 1915 yılında, binadan kopuk olarak bir minare yapılması kararlaştırılmış, minarenin hafriyatı aynı yıl tamamlanarak, şehir ulemasından Hafız Osman Efendi’nin dua okumasıyla törenle temeli atılmıştır. Bilinmeyen bir tarihte duvarlarla örülmüş olan yedi bölümlü son cemaat yerinin kemer araları 1940 yılındaki onarımda açılmış, 1945 yılında kubbe kurşunları, daha sonraki onarımda alçı pencereleri ile değiştirilmiştir.

Nasıl Gidilir ?

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.