La’lî Muhammed Fenâyî Efendi

La’lî Muhammed Fenâyî Efendi

Asıl adı Muhammed olan La’lî Efendi, Kastamonu’da dünyaya gelmiştir. Doğum tarihi belli değildir. Ailesi hakkındaki bilgilerimiz de oldukça sınırlıdır. Gülşenî şâirlerden âlim Kânî Mehmed Efendi’nin Dîvân’ında düştüğü bir târihten 1112/1701 senesinde vefât eden Hatice adında bir kızının olduğunu öğrenmekteyiz.

Gerekli ilimleri tahsilden sonra tasavvuf yoluna meyleden La’lî Muhammed Fenâyî Efendi, Edirne’ye giderek Gülşenî Zâviyesi’nde postnişîn olan Şeyh Mehmed Sırrî Efendi’nin sohbet halkasına dâhil olmuştur. Daha sonra Mehmed Sırrî Efendi’nin vefât etmesi üzerine, bir işâreti dolayısıyla İstanbul’a gitmiş, Kocamustafapaşa Sümbüliyye Hankâhı’nda postnişîn olan Şeyh Seyyid Alâeddin Efendi (ö. 1091/1680)’ye intisâb ederek sülûkunu tamamlamış ve bir erbaîn çıkarmıştır.

La’lî Efendi, Seyyid Alâeddin Efendi’den feyz aldığı zamanlarda Balat şeyhi Seyyid Hasan Nûri ve Manisa şeyhi Hasan Kenzî vs. ile hemdem olmuş, onlardan da tarikat icâzeti almıştır. Bu esnada Seyyid Hasan Efendi’den temeşşuk ederek hüsnü hatta da mâlik olmuştur. La’lî Muhammed Fenâyî Efendi’ye, yazı yazmak için kırmızı mürekkep yapmalarından dolayı kinâye olarak kendisine “Lâ’li” mahlasının verildiği nakledilmektedir. Aynı zamanda şâir de olan La’lî Efendi’nin şiirlerinde ise, “Fenâyî” mahlasını kullandığı görülmektedir

La’lî Muhammed Fenâyî Efendi’nin, Sümbüliyye tarîkatından başka Şa’bânî, Uşşâkî, Celvetî ve Nakşî tarikatlarından da icâzet aldığını belirterek Şa’bânîliğe Şeyh İsmâil Çorumî’ye nisbetle dâhil olarak “dördüncü tavır”a kadar yükseldiğini, Zâviyesi’nde posta oturduğunu kaydetmektedir. Onun Uşşâkîliğe, Şeyh Mehmed Sâdık Efendi’ye intisâb etmek yoluyla girdiğini, ayrıca Hicâz’a gidişinde, Şa’bâniyye’den Karabâş-ı Velî’ye mülâkî olup, Şeyh Ahmed Yekdest Cüryânî’ye de intisâb ettiğini bilmekteyiz.

La’lî Muhammed Fenâyî Efendi, Hicâz’dan Edirne’ye döndükten sonra ise, Kutbî Efendizâde Seyyid Ali Efendi (ö.1106/1695)’den boşalan Şah Melek Zâviyesi’nin postuna geçmiştir.

Burada altı sene sonra Edirne’ye giderek irşâd vazifesiyle Şeyh Şücâüddin şeyhlik yaptıktan sonra Zilhicce 1112/Mayıs 1701 târihinde 110 yaşlarında olduğu halde bekâ yurduna göçen La’lî Muhammed Fenâyî Efendi’nin vefätına, Edirneli Kâmî Muhammed Efendi, “Meded kopdı nihâl-i Gülşení’den bir gül-i La’li” mısraını târih düşmüştür.

Kabri Edirne’deki Şah Melek Paşa tarafindan yaptırılan Gülşenî Tekkesi’ndedir. Kendisinden sonra Şeyh Mahmûd Hamdi Efendi şeyh olmuşsa da altı ay sonra vefât etmesi üzerine Pîr Hasan Sezâyî-i Gülşenî posta geçmiştir.

La’lî Muhammed Fenâyî Efendi’nin kaleme aldığı eserlere gelince, onun, mensup olduğu tarîkatın pîri İbrâhim Gülşenî’nin Manevî-i Mesnevî’sinin ilk kısmında yer alan beş yüz beytinin ârifâne şerhini muhtevî Şerh-i Ma’nevî Mesnevî adlı eseri başta olmak üzere yine pîrinin hâl tercümesini içeren Terceme-i Hâl-i Hazret-i Pir İbrâhîm-i Gülşenî, Dîvânçe ve Terceme-i Atvår-ı Seb’a adlı eserlerinin olduğunu biliyoruz. Şerh-i Ma’nevi-i Mesnevî ve Divânçe üzerinde akademik çalışmalar yapılmış olup, ikincisi yeni harflerle de neşredilmiştir.

NASIL GİDİLİR ?

Sabuni, Lari Camii Sk. No:18 Merkez/Edirne

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir